TOHAV İŞKENCE ve KÖTÜ MUAMELE RAPORU-2007
Türkiye’de İşkence ve Kötü Muamele, güncelliğini sürekli olarak koruyan ve hepimizi ilgilendiren bir sorun alanı olarak varlığını devam ettirmektedir. Avrupa Birliği’ne üyelik süreci içinde önemli bir takım yasal reformlar gerçekleştirildi ve bu reformlar kapsamında İşkence ve Kötü Muamele’ye yönelik olarak da mevzuatta önemli değişiklikler yapıldı. Ne var ki bu suça ilişkin kamu otoritelerinin bakış açısı ve algılamasında bir değişiklik yaşanmadı. Yine işkence failleri korundu, yine mağdurlara sanık muamelesi yapıldı ve yine cezasızlık devam etti. Tüm bu durumlar karşısında “işkenceye sıfır tolerans” söyleminin bir ağırlığı olabilir mi? Bundan iki-üç yıl öncesine kadar reform sürecinin devam ettiği dönemde işkencenin artık sistematik olmadığına dair söylemler söz konusuydu ve işkencenin münferit bir vaka olduğu belirtiliyordu. Ne var ki aradan geçen zaman İşkence ve Kötü Muamele’de ciddi hiçbir mesafe alınmadığının kanıtı oldu adeta. Tabii ki bu durumu AB üyelik sürecinden bağımsız olarak da değerlendirmemek gerekir. İşkence ve Kötü Muamele’nin tekrar tırmanmasıyla AB uyum sürecinde yaşanan duraksamayı beraber algılamak gerekiyor. Buna bu raporun kapsadığı dönemde Terörle Mücadele Kanunu ve Polis Vazife ve Salahiyetleri Hakkında Kanun’da yapılan ciddi değişiklikleri de eklediğimizde uygulamadaki sorunların üstüne mevzuat sorunu da yeniden eklemiş oldu. Böylece işkence suçu ve uygulamaları bakımından yeniden başa döndüğümüzü söylemek mümkün görünmektedir.
Yıllarca sistematik olarak varlığını sürdürmüş bir olgunun birkaç yıllık zaman dilimi içinde ortadan kalkmasını beklemenin de gerçekçi olmadığı ortada. Ama buradaki problem, bu yönde kapsamlı bir çabanın söz konusu olmadığı veya gösterilen çabanın uygulamada ciddi bir etki yaratıp yaratmadığıyla ilgilidir. Bu durum toplumsal bir sorun olmakla, işkence yasağının mutlaklığı, hiçbir koşulda meşru sayılmamasına dair tüm kamuoyunun algılamasında bir değişikliğin yaşanmasına ihtiyaç var belki de.
“İşkenceye sıfır tolerans” söyleminin içeriğini dolduracak mevzuat ve uygulama bütünlüğü içinde etkili bir çalışmanın başlatılmasına ihtiyaç var. Burada hem önleme, hem de cezalandırma mekanizmalarının etkin olmasının caydırıcılık açısından çok önemli olduğunu düşünmekteyiz. Mevcut önleme mekanizmalarının yetersiz olması olgusu karşısında örneğin BM İşkenceye Karşı Seçmeli Protokol’ün onaylanması ve bağımsız bir ulusal izleme mekanizmasının oluşturulması bir başlangıç adım olabilir.
Bu kitap, İşkence önleme projesinin iki yıllık çalışmasının bir sonucu olarak hazırlanmış olan rapordan oluşmaktadır. Rapor, Türkiye’deki işkence olgusu ve AB sürecine değindikten sonra ulusal ve uluslararası mevzuata yer vermektedir. Ardından bazı başlıklar üzerinden Türkiye’deki İşkence ve Kötü Muamele konusunda yaşanan sorunlara dikkat çekmektedir. Kitapta Raporlama, Cezasızlık, Zamanaşımı, Ceza ve Tutukevleri, İnfaz Rejimi, Müdafilere Yönelik Baskılar, Gözaltı, Toplantı ve Gösteri Hakkı vb. başlıklar altında bir çok İşkence ve Kötü Muamele uygulamalarının panoramasını bulmak mümkün. Kitapta ayrıca proje kapsamında İşkence ve Kötü Muamele mağdurlarının yaptıkları başvurulara ve yapılan hukuki yardıma ilişkin olarak da detaylı bir bilgilendirmenin olduğu görülüyor. Bunun yanında kitapta ayrıca farklı bir bölüm olarak TOHAV Travma Rehabilitasyon Merkezi’nin raporu da yer almakta ve bu yönüyle ilgili aktörlere daha bütünlüklü bir olgu sunumu yapmaktadır.
Yazdır
Diğer Başlıklar