3/27/2017

EN

“İnsan, haklarıyla insandır” klişesi sıkça tekrarlanır. İnsanın hak kavramıyla olan simetrik ilişkisi bağlamında bu klişe epey kullanışlıdır. Bununla insan hakkının normatif karakterine vurgu yapılmaktadır. İnsan haklarının felsefi, ahlaki arka planı yeterince ikna edici bir şekilde inşa edilmiş durumdadır. Ne var ki insan hakkının toplum ile olan antagonistik ilişkisi hakkında aynı şeyi söyleyemeyiz.

İnsan hakları kavramı ne yazık ki şimdiye kadar özellikle devlet iktidarı üzerinden tanımlanmıştır. İnsan hakları devlete vurularak anlaşılmaya ve muhtevası ile hiyerarşik yeri belirlenmeye çalışılmıştır. Devletin tahakkümcü yüzüne karşı insan hakları bir tür “isyan pozisyonu” halini almıştır.

İnsan haklarının bir de toplum ile olan ilişkisi vardır. Devletin tahakkümcü gücüne karşı insan haklarının meşruluk pozisyonu tartışılmazdır. Ne var ki insan haklarının toplum içinden tanımı ve içeriği yeterince gündeme gelmemiş bir haldir. İnsan haklarının toplum ile olan ilişkisinin felsefi, ahlaki, epistemolojik bağlamları incelenmeye değerdir.

İnsan hakları kavramına projeksiyon tutmaya devam ediyoruz. 16. sayıda insan haklarının toplumsal karşılığı bağlamında eksik bıraktığımız kimi hususlar vardı. Bu sayıda bu eksikliği gidermeyi amaçladık.

Daha önceki sayıda da altını güçlü bir şekilde çizdiğimiz üzere “Toplum ve Hukuk” ilk bakışta bir hukuk dergisi gibi görünse de, bu sayıda toplum yanının da görünmesine çabaladık ve ileriki sayılarda da bu çabaya devam edilecektir. İçeriğiyle ilgili bu çabanın yanı sıra, görsel bir değişiklik de zorunlu hale geldi ve elinizdeki sayı bunun ifadesi oldu.

Ahmet Özer, Kürt sorunu üzerine kafa yormakta olan bir sosyolog olarak da biliniyor. Bilim insanlarının, özellikle de sosyal bilimcilerin, Kürt meselesinde şaşırtıcı suskunluklarını sorunsallaştırıyor. “Bilim adamları iki açıdan bu sorunla ilgilenmelidir” diyen Ahmet Özer, “Kürt Sorununda Çözümün Neresindeyiz? Sorun Analizi ve Beklentiler” başlıklı makalesiyle bize katkıda bulundu.

Bu sayının bir diğer önemli makalesi günümüzün önde gelen entelektüellerinden Slavoj Zizek’e ait. Düşünürün tartışma yaratan bir makalesi ile “insan haklarına” sıra dışı bir bakış sunalım istedik. “İdeolojinin Müstehcen Düğümü ve Bu Düğüm Nasıl Çözülür, İktidar ve Direniş Paralaksı” makalesiyle Zizek önemli perspektifler sunuyor.

Yine tecrübeli ve birikimli hukukçu Ercan Kanar, İnsan Hakları kavramına öğretici bir pencereden yaklaşıyor. “Dillerin ve Halkların Hak Eşitliğinin İnsan Hakları Hukukundaki Konumu ve Hukuk Kurumlarının İşlevi” başlıklı makale önemli bir olguya parmak basıyor.

Yaşar Aydın ise “BM İşkenceye Karşı Seçmeli Protokol ve Türkiye” başlıklı yazısıyla Seçmeli Protokol’ün amacını, getirdiklerini, gerekliliklerini ve Türkiye’deki mevcut izleme mekanizmalarını bu sayımız için kaleme aldı.

Günümüzde insan haklarının kamusal bağlamında “yerinden yönetim” kavramıyla gündeme gelen siyasal sisteme katılım sorunu önemli bir yer tutuyor. Özellikle doğrudan demokrasinin yeniden gündemleşmesiyle “Yerel yönetimler günümüzde ciddi bir yönetimsel değişim süreci yaşamaktadır. Uzun süreli merkeziyetçi bir yönetim geleneğinden sonra dünyada esen liberalleşme rüzgarı, merkezi yönetimlerin kuşatıcı vesayetini adım adım hafifletmektedir” belirlemesiyle “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ve Türkiye” M. Ali Kahraman bu konuyu gündeme getirdi.

Bilindiği üzere Türkiye içerisinde zorunlu göçe maruz kalmış milyonlarla ifade edilen bir nüfus var. Meryem Kavak, konuyu “Türkiye İçerisinde Yerinden Edilme Sorununa Çözüm Arayışları” başlıklı yazısıyla 5233 Sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkındaki Yasa’yı da irdeleyerek tekrar gündemimize sundu.

Geçtiğimiz Aralık ayı içerisinde vakfımız ve İsveç Sınır Tanımayan Avukatlar Birliği işbirliğiyle “Geçiş Döneminde Adalet ve Türkiye” konulu bir toplantı yapıldı. Feyzi Çelik toplantıyı dergimiz için özetledi.

Yakın geçmişte tekrar bir siyasi parti kapatma sorunu yaşadık. Bu paralelde bilen bilmeyen herkes önemli bir içtihatı referans gösterdi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde görülen “Herri Batasuna Kararı”nı Tacettin Ertuğrul’un Fransızca aslından yaptığı çevriyle sunuyoruz sizlere.

Yeni sayıda buluşmak dileğiyle…

SAYI 17 EN