3/27/2017

EN

Merhaba,

 Toplum ve Hukuk Dergisi’nin 22. sayısı ile birlikte tekrar sizlerle olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Türkiye’de uzun süreden beri “Demokratik Özerklik” ve bununla bağlantılı olarak “Doğrudan Demokrasi” kavramları tartışılmaktadır. Bu tartışmalara bir nebze katkımız olur umudu ile dergimizin 22. sayısında dosya konusu olarak “Demokratik Özerklik ve Doğrudan Demokrasi” olarak belirledik.

 

22. sayının ilk yazısı, “Sınıflaşma, kentleşme ve devletleşme öncesi dönemin, yani kabile ve aşiretlerin kendi özyönetimleri doğal demokrasi olarak ifade edilmektedir. Toplumun hiyerarşik biçimlenişi ve sınıflaşma, ardından kentleşme ve devletleşmeyle birlikte toplumların özyönetim olgusu ile devlet iktidarı arasındaki gerginleşme ve çatışmalar da sürekli bir hal almıştır. Bir yandan devlet ve bu devletin resmi toplumu öte yandan resmi toplum dışında kalan kesimlerin özyönetim tutkusu siyasal anlamda devlet ve demokrasi sorunu olarak gündemleşmiştir” belirlemesinde bulunan Av. Erman Emekçi’nin “Doğrudan Demokrasi ve Demokratik Özerklik” başlıklı makalesidir. Av. Erman Emekçi makalesinde, tarihsel deneyimler ışığında devlet ve demokrasi sorunu, temsili demokrasi, doğrudan demokrasi ve demokratik özerklik olgularına ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur.

 22. sayının ikinci yazısı “Özyönetim günümüzde sıkça telaffuz edilen, anlaşılmaya çalışılan ve uygulama alanı olduğu düşünülen bir mefhum olmaktan çok uzaktır. Soyut olduğu düşünülen bu düşüncenin altında yatan sebep ise geçmişte özyönetime dair yaşanılan başarısız deneyimlerin birçok kez tekrarlanmasıdır” belirlemesiyle başlayan “Öz Yönetim Kavramı ve Uygulamaları” başlıklı Reyhan Toplu’nun makalesidir. Bu makalede, öz yönetim kavramı ve özyönetime dair model ve deneyimlere ilişkin değerlendirmeler ile birlikte Diyarbakır komün ve meclisler ve Paris Komünü hakkında bilgilendirmeler bulacaksınız.

22. sayının bir diğer yazısı, Emrah Tuncer’in “Merkezi Yönetimin Tarihsel Çıkmazları; Önyargı Ayrımcılık ve Ötekileştirme ya da Bir Umut Olarak Demokratik Özerklik” başlıklı makalesidir. Yazarımız Emrah Tuncer, “İlk çağda, tarımı örgütleyen ve din kurumunun gücünü elinde bulunduran bir sınıf toplumu yönetirken ve din ile savunma, kentlerin başat formunu oluştururken, bu gün ise yönetim aracı olan “tüketim” kent formuna damgasını vurmaktadır. Bugünün tapınakları olarak kentin başköşesine oturan alışveriş merkezlerini tüm bir tarihe aynı, yalın perspektifle bakıldığında kentin üzerine oturtulmuş alışveriş mabetleri olarak görmek pek de zor değildir. Artık ne ulus devlet, ne monarşi ne de dinin, sınırı olmayan şirketlerden daha fazla söz sahibi olmadığını söylemek fazla iddialı olsa da, tek kelimeyle “tüketim” tüm bunların üzerine geçmiş durumdadır” şeklinde giriş yaptığı makalesinde;  iktidar kavramı, ötekileştirme, önyargı, ayrımcılık, merkezi yönetim ve yerinden yönetim kavramlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur.

Yazarımız Fethi Süvari’nin “İlk köy bağımsız bir yereldir, küçük toplumu (klan) ve mekan içindeki ilişkisi canlı ve büyüyen bir canlı gibidir. Birkaç yüzyıl sonra belki de onlarca köy olacak ve bir kente dönüşecektir. Yoğunlaşan ve büyüyen kent ortamında, her klanın, her grubun üyesinde onu kendiliğinden sonuna kadar bağlı tutacak yeni “duygular sistemi” yaratmak gerekiyordu. Ama bu “duygular sistemi” yaratılırken ilk önce insanlar sınıflandırılmıştır” belirlemesinin bulunduğu “Yerel Yönetimler ve Özerklik Süreçleri” başlıklı makalesinde, doğrudan demokrasi ve yerel yönetimler özerklik süreçlerine ilişkin tarihsel ve güncel deneyimlere ilişkin bilgilendirmeler ve bu kapsamda ulus devlet, doğrudan demokrasi ve özerk yerel yönetimlere ilişkin değerlendirmelere yer verilmiştir.

Son olarak sizlere faydalı olacağını düşündüğümüz 2 tane AİHM kararına bu sayımızda yer verdik.

Bir sonraki sayımızda buluşmak dileğiyle…

SAYI 22 EN